OTİZMLİ ÇOCUKLARDA TAKLİT BECERİSİ

tizmli çocukların çoğunun taklit konusunda usta olduğunu biliyoruz. Değişik sesleri, kahkahaları, müzik parçalarını ve kişilerin cümlelerini aynı ses tonlarıyla papağan konuşması da yaparak verebilirler. Ancak biz onların bir şeyi taklit etmeleri için talepte bulunduğumuz zaman bir sonuca ulaşamayız.
Taklit etmek, öğrenmenin temellerin…den biridir. Konuşulan dili taklit ile öğreniriz. Günlük beceriler taklit ile öğrenilir. Taklit sadece çocuklukta değil yetişkinlikte de geçerlidir. Bir başka ülkeye taşınan bir yetişkin düşünelim. Bu kişi taşındığı ülkenin dilini öğrenirken taklit yeteneğini kullanacaktır. Yeni kültürdeki davranışlar dahi taklit yoluyla yerleşir.

 

Otizmli çocuk taklidi öğrenmede kullanamadığı için, geçen yazımızda belirttiğim gibi (ısmarlama taklit) yapamaz. Güdü ile birbirine çok bağlantılı olan taklidi çocuklarımıza öğretmek zaman almasına karşın zorunlu olarak eğitimin içinde olmalıdır. Taklit etmesi için kendiliğinden gelen bir güdüsü yoktur.

Eğitim ne kadar erken başlarsa o kadar verimli olacaktır. Hiç eğitim almamış ve yaşı büyük bir çocukla bu alıştırmaları yapmak zordur, dirençle karşılaşırız ve çok da zaman isteyecektir. Ancak gene de bugünkü koşullarda elimizdeki tek geçerli yol eğitim olduğu için eğitim görmemiş yaşı büyük çocuklar da bu alıştırmaları yapmalıdır. Belki önceleri bir haftada ancak bir çizelge tutabileceksiniz ancak zamanla ve yavaş da olsa rutin haline getirebileceğinizi göreceksiniz. Örneğin günde 3 kez önce birer dakika masada oturulur, oturma süresi 2 dakikaya, 3 dakikaya çıkarılır. Belki birinci çizelgeye tek bir alıştırma yapılarak işlenir. İkinci gün 2 tane daha yapılır. Bir ay sonra hiç bu amaçla masada oturmayan çocuğun günde 3 kez beşer dakika oturduğunu görmek ilerlediğimizi gösterir.

Taklit doğrudan kullanarak şöyle çalışılır: Çalışma disiplini olan çocukla masada karşı karşıya otururum. Çalışma disiplini olmayan çocukla ilk önce disiplin çalışılmalıdır. Çalışma disiplinine (düzgün otur!) komutuyla başlarım. Eğer çocuğun dikkati çok çabuk dağılıyorsa masayı duvara dayar ve çocuğun boş duvara bakmasını sağlarım. Yan taraflara paravana koymak da çocuğun dikkatini toplamasına yardımcı olur.

Çocuğun dikkati üzerimde olmalıdır. Çalışmamızın (Kollarını kaldır!) olduğunu varsayalım. Çizelgeye tarihi ve alıştırmanın adını yazarım.

Çocukla göz kontağı kurup (böyle yap!) der, kollarımı kaldırır ve onun da kollarını kaldırmasını beklerim. Cevabı çizelgeye işlerim. Verebileceğim en az yardım sınırını vermeye gayret ederim. Çocuk bu çalışmayı % 90 yapana kadar (belki 2 hafta) sürdürürüm. Belki 5 belki 10 adet çizelge kullanmış olabilirim. Bu çocuğun durumuna bağlıdır.

Bundan sonra burnuma dokunduğumu varsayalım. (Böyle yap!) komutunu verip burnuma dokunurum. Çocuğun taklit etmesini burnuna dokunmasını beklerim. Çocuğun cevaplarını (burnuna dokun!) çizelgesine işlerim.

%90 cevap alınca bu kez yeni çizelgeye (kollarını kaldır-burnuna dokun!) yazar ve bu iki komutu karışık olarak veririm. (Böyle yap!) der kollarımı kaldırırım ve yapmasını beklerim. Tekrar komut verip bu kez burnuma dokunurum. Bu iki komutu karışık olarak alabilen ve %90 cevap verebilen çocuk ile yeni bir çizelge alarak yeni bir alıştırmaya başlarım.

Bu kez de (böyle yap!) komutunu verir el sallarım. El sallamasını bekler ve cevapları çizelgeye işlerim. Bu alıştırmada da %90 cevap alınca her üç komut için yeni bir çizelge tutarım. Üç komutu karışık olarak verir ve %90 cevap alıncaya kadar çalışırım.

Bu arada başka alıştırmalar da yaparım. Örneğin aşağıda vereceğim örneklerden bir veya bir kaçını aynı gün yapabilirim. Ya da (böyle söyle!) der ve sonra (dondurma) diyebilirim. Çocuk bir alıştırmayı %90 öğrendi diye gelecek alıştırmayı kendiliğinden çözecek diye bir beklentide bulunmam. (dondurma) dedikten sonra hiç cevap alamıyorsam (gösteri) yaparım. Bunun için de bir asistanımdan yardım isterim ve abartılı bir şekilde çocuğa gösteri yaparız. Bu komutların her biri için çizelge tutarım. Çizelgeleri dosyalar ve ara sıra gözden geçirir böylece çocuğun ne kadar yol almış olduğunu görürüm.

Taklit yoluyla çalışmada hayal gücü kullanılarak çocuğa pek çok beceriler kazandırılabilir. Yüz ifadeleri üzerinde çalışılır. (Böyle yap!)Õ komutuyla kazak, çorap vb giydirilir. Sofra kurdurulur. Sizin yaptığınız herşeyi taklit etmesi için komut verebilirsiniz.

(Böyle yap!) diyerek çocuğun burnuna dokunur ve ondan sizin burnunuza dokunmasını bekleyebilirsiniz. Bu alıştırmalar bir oyun havasında olabilir. Önemli olan çocuğun dikkatinin sizin üstünüzde olmasıdır. Dikkati dağılırsa küçük bir ara ve belki oyunla birlikte gıdıklama ile sıkıcı ortam dağıtılıp çocuğun dikkati toplanır. (Alıştırmaların aşırı aktif çocuklarla yapılırken fiziksel bir etkinlik sonrası yapılması çocuğun dikkatini toplayacağından öğrenmede iyi sonuç alınır.)

Birisiyle tokalaşıp çocuğa (böyle yap!) diyerek taklit etmesini isteyebilirsiniz. Diş fırçalamada, çatal-bıçak kullanmada sizi taklit etmesi için komutlar verebilirsiniz. Sosyal içerikli olan alıştırmaları doğal koşullarda uygularken daha sonra (böyle yap!) sözü yerine jest kullanılabilir. Çocuk birinin elini öpecekse çocuğa bakarak elinizi dudaklarınıza götürmeniz yetebilir. (Bu şekilde komut alabilen çocuk daha sonra sadece göz ile işaretle daha da sonra sizin sadece aynı odada olmanızı komut olarak alabilir. Siz yanında olmadan evde veya dışarıda yaptığı zaman otomatikleşmiş beceri olur ki çocuk bu beceriyi genelleştirmiştir.)

Çocuğu ne ile ödüllendireceğimizi biliyoruz. Her doğru cevapta (Aferin!) diyoruz ve bu abartılı bir aferin oluyor. Ödülü yiyecek ya da bir polet ise (poletleri biriktirip belki çok istediği bir şeyi satın alacaksınız) önce her doğru cevapta veriyoruz. Ancak sonra her 2 doğruda bir, daha da sonra her 3 doğruda bir veriyoruz. Giderek arasını açıyoruz. Aferin ödülünün arasını ise daha ileride açıyoruz. Tamamen kazanılmış beceriler haline gelen davranışlar için aferin ödülünü de vermiyoruz. Kazanılma yolunda beceriler için bu şekilde çalışırken aynı gün paralel olarak henüz başladığımız alıştırmalarda ödülü her seferinde veriyoruz.

BİRE BİR EĞİTİM

Çocuğun seviyesine göre bireysel eğitim programı hazırladık, diyelim. Bu da çocuğumuz için uzun-kısa vadeli ve özel hedefler düşünüp programa almamız anlamına geliyor.

Çocuğa çalışma disiplini de kazandırdık. Ders ya da alıştırmaların nerede yapılacağını biliyor. Nasıl oturacağını biliyor. Komut alabiliyor.

Çocuğun hangi becerilere ve bu becerileri kazanabilmek için gerekli olan alıştırmalara ihtiyacı var?

GÜNLÜK BECERİLER: Giyinmek, soyunmak,yıkanabilmek, tuvalet ihtiyacını giderebilmek, çatal-bıçak kullanabilmek vb.
SOSYAL BECERİLER: Sırasını beklemek, selamlaşmak, oyuna katılmak vb.
KABA-MOTOR HAREKETLERİ: Koşmak, atlamak, dans, yüzme, bisiklete binmek vb.
İNCE-MOTOR HAREKETLERİ: Yapıştırmak, boyamak, dikiş dikmek, yap-boz vb.
YAZI: Çizgi, sayı, harf vb.
EŞLEŞTİRME: Aynını bulmak, biçim, renk, cins, boy vb.
OKUMA: Kelime, kelime-resim, resim, sembol vb.
MATEMATİK: Sayı
DİL: Konuşmak, konuşmayı anlamak (isim-fiil-sıfat vb.)

Ana baba-öğretmen bireysel olarak hazırladığı alıştırmaları çok yönlü düşünmelidir. Sosyal beceri olarak çocuğun şarkılı bir oyuna katılması ince ve kaba-motor hareketlerini de içerir. (Şarkının içinde el çırpmak ve elleri havaya kaldırmak olması gibi.)

Her gün bu bölgelerde alıştırma yapılması gerekir. Çocuk için ulaşılması istenen hedefler göz önünde tutularak alıştırmalar hazırlanmalıdır. Alıştırmalar da çocuğun (ne fazla ne de az) gereken yardımı alacağı sınırda verilmelidir. Her alıştırmanın sonucu çizelgelere işlenmelidir. Aynı alıştırma günde 3 ayrı fırsatta (özel durumlar dışında) en az 10 kez yapılacaktır. Bu da her gün için 1 çizelge anlamına gelir. Aynı beceri için her gün yeni bir çizelge tutularak % 90 sonuç alınana kadar çalışılmalıdır. % 90 sonuçtan sonra yeni bir beceri için çizelge tutulmaya başlanır ve eski becerileri unutmaması için de onların toplamı üzerine yeni çizelgeler tutularak gene 3 ayrı fırsatta en az 10 kez çalışılır.

• Çocuğu güdüle.
• Çocuğun yeteneklerini bul.
• Adım adım (analiz) yoluyla, çocuğun hareketlerini takip ederek zorluk çektiği bölümleri bul ve onlar üzerinde alıştırmalar hazırla.
• Verilmesi gerektiği kadar yardım sınırını bul. Fazla yardım ilgisini azaltır, pasifleşir. Azı ise zor geldiği için alıştırmalar ilgisini çekmez.
• Çocuğu ödüllendir.
• Bir sonraki adıma ancak çocuk hazır olduktan sonra geç.
• Son kazanılmış becerileri tekrarlarken eski becerileri de aralarına serpiştirip tekrarlamayı hatırla.

En uzun vadeli hedefimiz çocuğun bilgilerini iletişimde kullanabilmeyi öğrenmesi. Otizmli kişilerin bilgilerini denizin ortasındaki küçük adalar olarak düşündüğümüzü varsayalım. Bu adalar arasında herhangi bir köprü ile iletişim kurulmazsa ada halkı tamamen kendi dünyasında yaşar. Otizmli kişilerin bilgisi var olduğu halde birbirleriyle ilişkide bulunamadıkları için kişi bunları kullanamıyor. Bilgileri birleştirici gücü zayıf ya da yok. Bizim görevimiz birleştirmek bir anlamda köprü olmak. Çocuk o zaman bilgilerini iletişimde kullanabilecek hale gelir. Bu köprüyü genelleme yapmayı öğreterek kuruyoruz. Çocuğu bağımsızlığa götürecek tek yol genellemedir.

GENELLEME

Diyelim ki hayvanlar alemine ait bir film izlerken birden karşımıza hiç görmediğimiz bir hayvan çıkıyor. Birden bildiğimiz tüm hayvanları zihnimizden geçiriyoruz ve birkaçına benzediğini düşünüyoruz ama bunun tamamen başka bir hayvan olduğunu düşünüyoruz.

Biz karşımıza çıkan her şeyi tek tek alıp, aklımızda daha önceden hazırlamış olduğumuz sınıflara ve bunları bir nevi raflara yerleştiriyoruz. Her ne olursa olsun her karşılaştığımız şey aklımızda yerini buluyor, bulamayanlara ise yeni bir sınıf açıyor ve rafın bir başka yerine yerleştiriyoruz. Bütün bunlar bizler için otomatik ve hatta bilinç dışı olarak gerçekleşiyor.

Otizmli çocuk için durum farklı. Otizmli çocuğun gördüğü her kedi kendi başına bir sınıf oluyor. Her kedi denizin ortasında yeni bir ada oluşturuyor ve kedilerin arasında köprü kurma yeteneği zayıf olduğu için tüm kedileri, tüm köpekleri daha ileride de tüm hayvanları aynı sınıfa koyabilmesine yani genelleme yapmasına biz yardımcı olmak zorundayız.

Otizmli çocuklarda gördüğümüz aşırı seçicilik de çalışmalarımızı zorlaştıran bir nokta oluyor. Çocuk kendini ödevine yönlendireceğine, kişi ya da o şey hakkındaki bir detaya takılıp kalıyor ki bu da önemli bir engel oluyor.

GENELLEME YAPARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

• İpucu verilmemelidir. (Pencereyi göster!) derken pencereye bakılmaz. (İlk alıştırmalarda tabii ki yardım olarak ipucu verilir. Ancak bu yardım azaltılarak çizelgede %90 sonuç alındıktan sonra ve değişik odalarda değişik ev halkı/öğretmenlerle genellemeye başlandıktan sonra kesinlikle ipucu verilmez.)
• Aynı beceriler değişik ev halkı/öğretmenlerle başka odalarda çalışılır. (Öğrenci çizelgesinde %90 sonuca ulaştıktan sonra aynı alıştırmayı yeni çizelge, başka öğretmen ve mekan alıştırmaları çocuğun dünyasını genişletecek ve aynı beceriyi başka durumlarda da kullanabileceğini öğrenecek.)
• Genelleme yapabilmesi yani okulda öğrendiği beceriyi evde, evde öğrendiği beceriyi okulda da kullanabilmesi için çalışmalar paralel yapılmalıdır.
• Bir beceri kazandırılması için yapılan çalışmalar aynı yapıda devam etmelidir. Sabahleyin okulda öğrencilerin (toplanm) ile güne başlaması uygundur. (Evde de böyle bir toplanma anı yararlıdır.) Özellikle her şeye direnç gösteren çocuklar için yapılacak etkinlikler hakkında kısaca bilgi vermek yararlı olur. Programda sürprizler varsa, bu da konuşulur ve çocuğa (beklemeyi öğretmek) olarak alıştırma niteliği taşır.
• Ana baba evde çocuğuyla genelleme yaparken kardeşlerden ve yakın akrabalardan (gönüllü terapistler) olarak yardım almalıdır.

3 BOYUTTAN 2 BOYUTA GİDEN ALIŞTIRMALAR

• Alıştırmalar somut olmalı.
• Doğrudan eşya ile çalışılmalı.
• Filler çalışılırken etkinlik gösterilmeli.
• Alıştırma yaptığımız eşyaların fotoğraf ve resimleri ile de çalışılmalı.

Çocuğunuz çalışma disiplini kazandı. Oturmasını, beklemesini biliyor. Komut alabiliyor. Dinliyor. Güdülendirmek için ne mükafat vereceğinizi biliyorsunuz. Nasıl harekete geçirileceğini ve ne kadar yardım verileceğini de biliyorsunuz. Bunları aklınızda tutarak eğitime başlıyorsunuz.

Çocuğunuzun eşyalarını örneğin: Pantolon, çorap ve kazağını masanın üzerine koyun. (Çocuk bunları rahat bir şekilde görmelidir.) Komut verin: (Kazağı göster!)

Gözlemleyin ve sonucu çizelgeye işleyin. Hiç yardımsız mı yaptı? Az yardımla mı? Belki de yapamadı. Alıştırma 10 kez yapılmalı. (Eğer yapamıyorsa, fiziksel yardım verilir ya da gösteri yapılır ve çocuğun taklit etmesi beklenir.)

Kazağını göstermeyi öğrenince (çizelgede %90 sonuca ulaşılınca) aynı alıştırma bir başka kişiyle yapılır. Bundan da %90 sonuç alınınca aynı alıştırma bir başka odada yapılır. Genellemeye gidilmesi için kişilerin ve mekanın değişik olması gerekir.

Bundan sonraki adımda kazağın masadaki yerini değiştirerek (kazağı göster!) deyin . Çizelgede %90 sonuç alınca kişi ve oda değiştirmek gerekir.

Gelecek alıştırma ise (pantolonu göster!) olabilir. Çizelgede %90 sonuç alınca değişik kişilerle ve değişik odada çalışılır. Pantolonun masadaki yeri değiştirilerek çalışmalar sürer.

Daha sonra her defasında kazak ile pantolonun yerleri değiştirilerek sorulur ve cevap çizelgeye işlenir. Başkalarıyla ve başka odalarda da %90 sonuç alınırsa (çorabı göster!) denir.

Bu alıştırma çocuğunuzun bütün eşyalarıyla tek tek çalışılabilir. Hayal gücünüzü kullanıp alıştırmaları çocuğunuzun eksik gördüğünüz yanlarını kuvvetlendirmek için istediğiniz oranda genişletebilirsiniz.

Eğer çocuğunuz konuşuyorsa siz eşyayı gösterip (bu nedir?) diye sorabilir ve bu alıştırmalar için de ayrı çizelge tutabilirsiniz.

Çocuğunuz oda ve kişi değişikliğine ve de eşyaların masanın üzerindeki yerlerinin değişikliğine rağmen %90Õlık bir sonuca ulaşıyorsa bu kez de başka renk ve model kazak, pantolan ve çorap ile çalışılır. Alıştırmalar gene aynı düzen ile devam eder. Konuşan çocukla (bu nedir?) alıştırmaları hatırlanmalıdır.

İKİ BOYUTTA ÇALIŞMAK

Yaptığınız alıştırmalarda kullandığınız he eşyanın (pantolon, kazak, çorap vb.) fotoğrafını çekmeniz gerekiyor. Belki de fotoğraflarla uzun süre alıştırma yapmanıza gerek kalmayabilir. O zaman gazete ve mecmualardan kestiğiniz pantolon, kazak ve çorap resimleri ile alıştırmalarınıza devam edersiniz. Bu alıştırmalardan da çizelgede %90 sonuç alınca kalemle çizilen basit eşya resimleri ile alıştırmalara devam edilmesi uygun olur.

Çizgi resimlerle çalıştığınızı varsayalım. Aynı resmi (fotokopisini) kartonun iki tarafına yapıştırmanızı öneririm. Resimleri çocuğunuza gösterin, isimlerini söyleyin ve masanın üzerine yerleştirin. Şimdi o kazağı göster!  diyebilirsiniz. Alıştırmayı 10 kez yapıp cevabı çizelgeye işleyin. %90 sonuç alınca aynı alıştırmayı değişik kişilerle aynı odada çalışın. Bu alıştırmalardan da %90 sonuç alınca alıştırmaları başka odada tekrarlayın.

Bundan sonra gene aynı şekilde öteki resim ile alıştırmalara devam edin. Eşya resimlerinin hepsi üzerinde alıştırmalar yaptınız ve hatta %100 sonuç aldınız diyelim.

Çocuktan şimdi karışık sırayla pantolonu ve kazağı göstermesini isteyebilirsiniz. Resimlerin yerlerini her defasında değiştirmeniz gerekir ve genelleme yaparken hiç ipucu verilmemesini de hatırınızda tutmanız gerekir.

Alıştırmalara kişi ve oda değişikliği ile devam edin. Pantolon, kazak ve çorap üçlüsü ile de aynı şekilde çalışarak %90 sonuç alınca çocuğunuz konuşuyorsa, resimlerden birini gösterin ve (bu nedir?) diye sorun. Cevapları çizelgeye işlemeyi ve %90 sonuç alana kadar alıştırmaların yapılmasının gerektiğini hatırlayın.

Genelleme alıştırmalarında %90 sonuç alan çocukla günlük beceriler üzerinde çalışılması gerekir. Mümkün olduğunca doğal şartlarla çalışmak çocuğa genellemeyi doğal şartlar altında da kullanmasını öğretir.

Bunun için de şöyle yapabilirsiniz: Çocuğunuzun şemasına (3 boyut çalışmaları) koyabilirsiniz.
(Kazağı getir!), (Pantolonu getir!), (Çorabı getir!) diye komutlar vererek çocuğunuzun eşyaları arasından bunları bulmasını ve yanınıza getirmesini sağlayabilirsiniz. Sonra da (pantolonunu çıkar!) diyerek üzerindekini çıkarmasını ister ve getirdiği pantolonu giymesi için bir komut verebilirsiniz. Aynı şekilde çorapları ve diğer giysileri ile çalışmak mümkün.

Gördüğünüz gibi genellemeye giden yol oldukça uzun. Ancak yolun uzunluğu sizin cesaretinizi kırmamalı. Bu alıştırmaları yaptırırken eğer sabırsız davranılır ve çocuğu siz giydirirseniz, alıştırmaları yapabilecek çocuklar pasifliğe itilebilir. Çocuğunuzla eğitimi aceleniz olmadığı zamanlarda yapmanız ve sabırlı olmanız gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.

Çocuğunuz konuşuyor veya az konuşuyor ya da konuşmuyor ve diyelim ki istediği bir şeyi işaret ediyor. İstediği şeyi bilseniz bile soru ile karşılayın. (Ne istiyorsun?) Konuşmuyorsa dahi onun istediği şeyi elinizde tutup (dondurma mı istiyorsun?) diye sorun ve cevap bekleyin. (Evet!) diyebilen ya da evet anlamında bir işaret veren (başıyla tasdik etme gibi) çocuğa istediği şeyi uzatın. Bu alıştırma her an yapılabilecek ve genellemeyi iletişimde kullandıracak bir alıştırmadır.

Sabahları okul hazırlıkları sırasında (….. getir!), (….. göster!), (…. bana ver!), (o kim!), (bu nedir?) gibi sorularla üzerinde çalıştığınız alıştırmalarla kazanılmış becerileri tekrarlayın ve doğal koşullarda kullanın.

Bu çalışmalar aynı şekilde öğretmenler için de geçerlidir. Öğretmen ve ana baba paralel olarak çalışacağından genelleme okul ortamında ve değişik öğretmenlerle de sürdürülür. Her olay, her saniye çocuklarımız için öğrenmeye giden bir alıştırmadır. Her fırsat öğretmen ve ana baba tarafından değerlendirilmek zorundadır.

Otizmli çocuğun eğitimi her an sürdürülmelidir. Onların tenefüs veya serbest zamanlarındaki etkinlikleri bile vereceğimiz eğitime dahil olduğu için otizmli çocuğun eğitimini ana baba bir yaşam stili olarak alırsa, iki taraf da karlı çıkacaktır. Aynı şekilde öğretmen de ders saati bitince dersin bittiğini ama eğitimin bitmediğinin bilincinde olmalıdır.

Amacımız öğrencimizi, çocuğumuzu bağımsız kılmak olduğuna göre, yapılan alıştırmaları çocuğun serbest zamanında ve günlük hayatında kullanabilmesi için en az sınırda yardımı vermeyi beklemek ve onu yetenekleri elverdiği oranda bağımsız olabilmesi için destek olmaktır.

Okulda öğretmenin evde ana babanın çalışmalarının, çocuğun günlük hayata uyguladığını ve genelleme yaptığını, kısaca: çocuklarımızın bağımsız bir yaşamı olduğunu görmek ana baba-öğretmen için düşünülebilecek en büyük ödüldür. İşte biz eğitimcilerin siz ana babaların güdüsü de bu ödülü alabilmek değil midir?

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir